kirli ellerinden kaçıp da kapıldın
hoyrat güz rüzgârının kırılgan saçlarına
kim bilir hangi çocuğun yitik uçurtmasıydın
yoklukta ucuna ip taktığı
annelerin çağırışları arasında akşam ezanında unutulup da sokağın bozuk kaldırımlarında
ezilerek aceleci ayaklar,
ilgisini çoktan yitirmiş, yorgun bakışlar altında
bekledin güneşin son ışıklarını
sonra iplerinden kurtulup da
o kırılgan esintiye bıraktın her bir parçanı
ve o esinti çıkardı seni yeniden
saatler önce nahifçe yüzdüğün sonsuz mavi göklere
ya sen hiç düşünür müydün bulutlara aşık atacağını
güz rüzgârı çıkarır mıydı seni arşa
eş tutar mıydı seni ruhu kararmış bulutlara
işte plastik ruh süzülüyor uzaklara
sonra da çöküyor usulca bin yıllık istirahatgâhına
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder