26 Aralık 2025 Cuma

plastik ruh

kim bilir hangi doğa düşmanının
kirli ellerinden kaçıp da kapıldın
hoyrat güz rüzgârının kırılgan saçlarına
kim bilir hangi çocuğun yitik uçurtmasıydın
yoklukta ucuna ip taktığı
annelerin çağırışları arasında akşam ezanında unutulup da sokağın bozuk kaldırımlarında
ezilerek aceleci ayaklar, 
ilgisini çoktan yitirmiş, yorgun bakışlar altında 
bekledin güneşin son ışıklarını
sonra iplerinden kurtulup da 
o kırılgan esintiye bıraktın her bir parçanı
ve o esinti çıkardı seni yeniden 
saatler önce nahifçe yüzdüğün sonsuz mavi göklere 
ya sen hiç düşünür müydün bulutlara aşık atacağını
güz rüzgârı çıkarır mıydı seni arşa
eş tutar mıydı seni ruhu kararmış bulutlara
işte plastik ruh süzülüyor uzaklara
sonra da çöküyor usulca bin yıllık istirahatgâhına

25 Mart 2025 Salı

Kırmak ve Dahası

Kırmak mı daha acıdır kırılmak mı?

Benim fikrimce kırmak daha çok acıtır. Bunun sebebi ise ardında bıraktığı o can sıkıcı pişmanlık duygusudur. Pişmanlığın diğer duyguları çok kolay bir biçimde bastırdığı aşikârdır. O yüce pişmanlık duygusunu yok saymaya çalışırsın ama her neyle meşgul olursan ol o yoğun duygu hâlâ aynı yerinde durmaktadır. Pişmanlığa yüce dedim çünkü her insanın bir parçası olan bu duyguyla bence yeterince ilgilenmiyoruz. Dediğim gibi sürekli onu göz ardı etme eğilimdeyiz. Pişmanlık üzerine daha söyleyecek çok şeyim olduğuna eminim ama bu başka bir yazının konusu.

Kırmak ve kırılmaktan söz ediyorduk. Belki bu yaşıma kadar çok kırdım, kırdığım kadar da kırıldım. Kırıldığım şeyleri içimde bir şekilde çeşitli kalıplara sığdırabildim fakat kırdıklarımı bu zaman oldu hiç düzeltemedim. Bazı zamanlar oldu, düzelttiğimi sandım. Ama sonra fark ettim ki hiçbir şeyi düzelttiğim yokmuş. Yalnızca kırdığım insan da bunu tıpkı benim gibi kendi içinde bir şekilde belli bir kalıba sığdırabilmiş oluyormuş. Böyle düşünmek de pişmanlığı biraz daha artıyormuş, onu öğrendim.

Duygularını gösteremeyen bir insan için standart pişmanlıktan daha fazlası vardır. Affedilmek için adım atamamanın pişmanlığı da gece gibi çöker insanın omuzlarına. Bu da daha küçük bir çocukken öğrenilen bir başka pişmanlık mevzusudur. Sevginin gösterilmediği, çok mühim bir sırmış gibi gönüllerde gizli tutulduğu evler... O evlerde büyümek elbette çok yara bırakır. Bu yaralardan biri de adım atamama, içinde fırtınalar koparan vahşi duyguları dürüstçe söyleyememedir.

Kırmak mevzusu üzerine çok kafa yordum ama kırılmayı bir türlü ele alamıyorum. Bu benim için çok elzem bir durum değil herhalde. Nasılsa ilk boya kalemleri kıran da annemdi. 

28 Ocak 2025 Salı

Varlığını Kabullenememek

Görünüşümüz, insanların hakkımızdaki düşüncelerini nasıl etkiler? 
Bu etki hayati bir önem taşır mı? 
Bazıları için evet. Kendilerini insanların gözünde güzel göstermek için türlü çareler ararlar. Kimisi vardır, kemerli burnunu gizlemek için gözlük takmak ister, kimisi kendisini kilolu gördüğü için bol şeyler giyer, kendisini aç bırakır. Ne kadar zayıflarsa zayıflasın bu gerçeği kabullenemez. 
Demem o ki, bir şey insanın kafasına yer edindiği zaman söküp atması kolay olmuyor. Sürekli zihnini meşgul eden o sıkıntıyı sona erdirmek için türlü yollar deniyor.
Ama bazıları vardır ki sorunlarını çözecek hiçbir yol yoktur. 
Bu bazılarının derdi ne kilosuyla ne de vücudunda sevmediği bir yerle ilgilidir. Tüm meselesi varlığıdır. Varlığını kabullenemez. Varlığının insanlar üzerindeki etkisini düşünüp durur. 
Balkonumuzun en kuytu köşesinde duran tek dal bir sardunya solsa pek umrumuzda olmaz değil mi? Bize göre varlığının bir anlamı yoktur. Ama o sardunyaya bakan annemiz, nenemiz... Onlar; o sardunya solduğu zaman, eski haline döndürmek için çaba sarf ederler. Üzülürler onun için. 
İnsanlardaki yerim bu bahsi geçen sardunya gibi. Solsam, beni eski halime döndürmek için çabalayan iki kişinin varlığı bile benim için yeterli olur. 
Ama ya sardunya o balkona ait değilse? 
O zaman ne olacak? 
Kendisini o kuytu köşeye bile layık görmüyorsa? 
O zaman kalması için iki kişi yeterli olacak mı? 
Olduğumuz gibi görünemiyorsak suç bizde midir yoksa böyle hissetmemize sebep olanlarda mı? 
Ya zavallı sardunyayı düşünen o bir kişi de bir gün onu bırakırsa? 
Bunun sebebi sardunya mıdır? 

plastik ruh

kim bilir hangi doğa düşmanının kirli ellerinden kaçıp da kapıldın hoyrat güz rüzgârının kırılgan saçlarına kim bilir hangi çocuğun yitik uç...